NATO illüzyonu… Gözlerden kaçan ayrıntı

Terörün dünya üzerinde mutabakata varılmış bir tanımı yok. Terör tanımı, ülkeden ülkeye, rejimden rejime ve dönemden döneme değişebiliyor. Bir de otokratik özellik gösteren hükümetlerin muhalefeti baskı altına almak ve hatta cezalandırmak için terör sopasına sarılmaları ve işlerine gelmeyen herkesi terör çuvalına tıkmaları dünyada çok sık rastlanan bir olay. İşte bu nedenle başta Interpol olmak üzere uluslararası kuruluşlar ile yabancı mahkemeler terör suçuna kılı kırk yararak yaklaşıyorlar.

Aslında insanlığı ve evrensel değerleri tehdit etse de terör daha çok yerel anlamda bir şeyler ifade ediyor demek mümkün. Yani aslında herkesin terörü ve teröristi en çok kendine dert!

Dün NATO belgesine “terör örgütü” olarak girdikleri açıklanan PKK ve FETÖ’nün Türkiye’ye verdiği zarar ortada. İnsani değerlerimizi zarara uğrattıkları gibi, on binlerce insanın hayatına kıydılar, geride kalan ailelerin hayatlarını mahvettiler ve gelecek kuşakların bile ekonomik özgürlüklerinin ellerinden gitmesine neden oldular. Bu iki örgüt insanımız için acı, gözyaşı ve korku demek.

Ama bunun yanında NATO müttefikimiz ABD’nin PKK ile bizim aklımızı karıştıran karmaşık ilişkileri Körfez Savaşından bu yana devam etmekteydi. Bugün temelini PKK’nın oluşturduğu YPG Suriye’de ABD’nin en önemli müttefiki olarak boy gösteriyor ve kendilerine yine ABD tarafından milyarlarca dolarlık silah yardımı yapılıyor. Muhtemel bir YPG TSK çatışmasında NATO müttefikimiz ABD’nin herhangi bir tarafı tutmakta zorlanacağı açıktır.

15 Temmuz’da FETÖ tarafından Ankara’daki stratejik hedefleri vurmak üzere kullanılan ve yüzlerce insanı katleden jetlere ikmalin havada ABD üssü İncirlik’ten kalkan tanker uçakları tarafından yapıldığı gerçeği hala hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Bu durumda NATO üyesi ABD PKK ve FETÖ ile mücadelede dün itibarı ile yeni bir sayfa mı açmıştır? Tabii ki terör yorgunu bir ülkenin vatandaşları olarak bunun olmasını tüm kalbimizle diliyoruz. Ama açıkçası bu pek de mümkün görünmüyor.

SİYASİ SUÇ İLE TERÖR SUÇUNUN AYRIMI İYİ YAPILMALI

Türkiye’nin başta AB olmak üzere batıdaki terörist kaçakları iade alamamasının en önemli nedenlerinden birisi terörü onların algısına göre tarif edememesi, suçlarını dört başı mamur olarak ispatlayamamasıdır. Biz maalesef terör ile siyasi suç kavramını ayırmada zorlanıyoruz.

Bizim hukukumuz açısından bir insanın rejimin yıkılmasını istemesi, bunun için fikir beyan etmesi bile terör suçudur. Algımızı bununla kısıtladığımız için bu insanların işledikleri veya emrettikleri cinayetleri ve katliamları ön plana çıkarmak gerektiğini fark edemiyoruz.

Interpol’de çalışırken incelediğim terör örgütü liderinin Kırmızı Bülten dosyasının kurgusunun “anayasal düzeni bozmak” suçu üzerine kurulduğunu hayretle görmüştüm! Yüzlerce kişinin katili bir örgütün lideri olan Dursun Karataş “anayasal düzeni bozmak” gibi siyasi bir suçun lideri olarak aranıyordu! Oysaki siyasi suçlular uluslararası hukuk gereğince zaten iade edilemez! Bir de buna o ülkenin bu örgüte olan gizli desteğini katın!

Bu çerçevede ele alacak olursak, PKK ve FETÖ isimlerinin NATO belgesine terör örgüt olarak girmesinin pratikte hiçbir faydası olmayacaktır. Esas olan bu ülkeler tarafından destek olunan veya iadesi istenen kişilerin hangi katliamların sorumlusu olduğunu ispatlamaktır.

ABD tarafından destek olunan Mazlum Abdi’nin PKK çatısı altındayken fiilen kimlerin kanına girdiğini dört başı mamur olarak ortaya koyamadıktan sonra, onun DAEŞ ile çarpışan bir kahraman olduğu illüzyonunu izler dururuz.

Feramuz Erdin

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.